Genel

TRANSHÜMANİZM NE DEMEK?

Farklı dallarda tanımlamaları değişiklik gösterse de genel olarak hümanizm, insan aklının, yaratıcılığının değerini ortaya çıkarma ve bireyselleşmeye, bireysel hayata önem verme temeline dayanmaktadır.

Teknolojinin disiplinlere entegrasyonu ve robotbiliminin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan kültürel bir akım olan transhümanizm ise insanın gelişen teknolojik olanakları kullanarak hem fiziksel, hem sosyolojik hem de zihinsel olarak daha üst seviyelere (insanüstü) çıkabileceğine inanır ve bu bağlamda çalışır. Gaye, insanı nanoteknoloji, genetik mühendisliği, yapay zeka ve robotbilimden yararlanarak daha değerli bir hale getirmek, daha uzun yaşatmak, vücutta değişiklikler meydana getirerek, teknolojik nimetler sayesinde insanüstü hale gelmek demektir.

Teknolojik gelişmelerle birlikte farklı alanlarda çalışmalar yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmalar şu anda daha ziyade insanın belli eksiklerini, hastalıklarını önleme ya da tedavi etme aşamasındadır. Örneğin felçli bir kişiye motorlu dış iskelet takarak yürümesini sağlama ya da kazada kolunu kaybetmiş kişilere telepatik robot kol takılması, görme kaybına karşı biyonik göz… Tüm bu çalışmalar akım olarak transhümanizm fikrine paralel ilerlemektedir.

Bilim, Haberler, Matematik

Neden Matematik!

BİLİM KARŞITI İKTİDAR,
OKULLARDA DİN DERSİNİ ZORUNLU,
MATEMATİĞİ SEÇMELİ DERS HALİNE GETİRDİ.!

FB_IMG_1559462159005

Matematik profesörü Ali Nesin’in, köşe yazarı Abbas Güçlü’ye yazdığı mektup.

Sayın Abbas Güçlü.

Bugünkü yazınızda şöyle bir pasaj vardı: Gelelim hemen her öğrencinin belalısı durumundaki Matematik dersine İlkokuldan üniversiteyi bitirinceye kadar Matematik ile aram hiç iyi olmadı. İkmale bile kalmadan hep geçer not aldım ama her defasında öğretmenlerime şu soruyu sordum …

Matematik’in bana ne yararı var ..

Onlar da ısrarla, her defasında, büyüğünce anlarsın dediler. Yaşımız kemale erdi ama ben hâlâ onca matematik dersini, sınıf geçmenin ötesinde niye aldığımı hala anlayabilmiş değilim…

Abbas Bey, çok haklısınız, matematik bir şeye yaramaz, çünkü matematik çok şeye yarar..

O kadar çok şeye yarar ki neye yaradığını söylemek imkânsızdır.

Marangozluk, masa, iskemle, dolap yapmaya yarar, ama matematik her şeye yarar! İnsanoğlu, bu dünyayı, bu doğayı, bu evreni anlamanın mantık ve matematikten başka bir yolunu bulamadı bugüne kadar.

Doğarken kendimizi içinde bulduğumuz dünya da, daha sonra kendi yarattığımız dünya da matematikle anlaşılır. İçinde belli bir düzen olan, belli bir denge olan her yapı matematikle anlaşılır. Bunun başka bir yolu yok …

Matematiğin yetmediği yerde felsefeye, inanca, ilkelere başvurulur. Ama matematiğin yettiği yerde başka bir şeye başvurana yobaz denir. Matematik, içinde yaşadığımız evrenin zihinsel bir modeli olma iddiasındadır.

Örneğin bir binanın Richter ölçeğinde kaç derece depreme dayanıklı olacağını binayı sallayarak değil, bir iki alan çalışması yaptıktan sonra, masa başında, kalem kâğıtla, hesap kitapla, yani matematikle anlarız …

Teknolojiyi, sanayiyi geçtim, ticarette, siyasette, insan ilişkilerinde, sporda ve hatta sanatta, kısaca muhakemenin ve dengenin olabileceği her yerde mantık ve matematikle karar veririz.

Sanat ve felsefe de, aynen matematik gibi, tek bir şeye değil, her şeye yarar. O kadar her şeye yararlar ki, yararları o kadar geniş bir alana yayılır ki, “hah işte şu işe yaradı” diyemezsiniz.

Mesela sanattan anlamak, Picasso’yu, Klee’yi bilmek, Dostoyevski’yi okumuş olmak, Brahms’ı dinlemek bugüne kadar ne işinize yaradı..

Hiçbir işinize yaramadı tabii, ama her şeye yaradı, bu sayede bambaşka bir insan oldunuz. Zaten aksi halde o köşede biraz zor kalem oynatırdınız…

Türkiye gibi geri kalmış ülkelerde, eğer bir uğraş dalının doğrudan ve anında bir yararı yoksa, o uğraş dalı hor görülür, küçümsenir, aşağılanır. Bu yüzden hiçbir şeye yaramayan sanatın, felsefenin ve matematiğin köylerini kurduk.

Oysa içine saplandığımız orta gelir tuzağının yegâne çıkış yolu, daha fazla matematikle, daha fazla bilimle mümkündür.

Matematikte tek bir doğru vardır. Bu sayede matematikte kavga döğüş olmaz, tartışma olur, fikir teatisi olur, ikna çabası olur.

Siz hiç karşısındakinin bacağını ısıran, rakibine uçan tekme atan matematikçi gördünüz mü?

Ben de görmedim. Peki ya siyasetçi gördünüz mü …

Emin olun ki o siyasetçi matematik bilmiyordu…

Matematik hiçbir işe yaramasa doğruyu bulmanın ne demek olduğunu öğretir, doğruya nasıl ulaşılacağını gösterir, doğruya ulaşmanın zorluğunu fark ettirir.

Zihinsel olan matematiği gerçek hayatla karşılaştırınca, hayatta doğrunun ne kadar muğlak olduğunu, hayatta doğruya ulaşmanın ne kadar zor olduğunu, hatta bazen mutlak doğrunun olmadığını anlarız. Böylece karşı düşüncelere daha açık oluruz, ikna etmenin ve diğerini dinlemenin önemini anlarız.

Abbas Bey, matematik sadece hesap kitap değildir, doğru öğretildiğinde bir demokrasi dersidir de…

Bilim, Genel, Mühendislik

Duyduklariniza Inanmayin: Düşünün.

FB_IMG_1559174669418

Fransız Kimyacı Lavoisier 51 yaşında iken, mahkeme giyotinle ölüme mahkum eder. Boynunun vurulmasını beklerken kitap okumaktadır. Cellat, onu giyotine götürmek için yanına geldiğinde Lavoisier, nerede kaldığını unutmamak için kitabın arasına bir “kitap ayracı” koymuştur.
Lavoisier, giyotine giderken Matematikçi arkadaşı Langrange’i yanına çağırır:
“Kafam sepete düştüğünde gözlerime bak. Eğer iki kere göz kırparsam, insanın kafası kesildikten sonra bir süre daha beyin düşünmeye devam etmekte demektir.” der. Kafası giyotinle kesilir, sepete düşer ve gülerek iki kere göz kırpar.
Matematikçi Langrange diyor ki: “Lavoisier’in son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. İnsanları duyduklarına inanmayı değil düşünmeye davet ediyorum.

Genel, Inşaat Mühendisliği, Yapı Denetim

YAPI DENETİMDE YENİ DÖNEM

YAPI DENETİMİN YENİ MODELİ

images.jpeg

İnşaatları denetleyecek yapı denetim firmalarını artık müteahhitler seçemeyecek!! Neden mi?

ÇÜNKÜ, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı geç kalınmış olmasına rağmen Yapı Denetim Kanununda değişikliğe giderek havuz sistemine geçti.

Yeni modelin tanıtıldığı toplantıya Çevre Ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra birçok belediyeden yetkililer katıldı. Toplantıda konuşan  Yapı Denetim ve Deprem Mühendisliği Derneği Başkanı Nazmi Şahin, yeni düzenlemeyle inşaat sektöründe tanıdık denetçi döneminin biteceğini belirtti.

Şahin, “18 yıldır yapı denetim firmaları, denetleyeceği inşaatlara giderek ‘sizi denetlemek istiyorum’ diyerek iş istiyordu. Böyle bir mekanizmanın sağlıklı sonuçlar doğurması mümkün değildi. Ama yürürlüğe giren yeni yapı denetim kanunu ile sektördeki bu belirsizliğe son verildi. Böylelikle bağımsız, sağlıklı ve kaliteli bir denetim sağlanmış olacak” dedi.

Peki nedir bu yeni model?

Yapı Denetim Sisteminde yeni bir dönemin başlayacağı uygulama ile bundan böyle firmalar müşteri peşinde koşmayacaklar. İnşaat yapan ve yapı denetim ihtiyacı olan müteahhidin başvurusu ile otomatik olarak sıralamaya göre müşteri firmaya yönlendirilecek. Yani yapı yapacağınız ilde kaç denetim firması varsa bu firmaların tamamı sisteme yüklenecek ve gelen başvuruya göre otomatik takibe göre herhangi bir denetçiye yönlendirilecek.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası 29 Aralık 2018 tarih ve 30640 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 01.01.2019 itibarı ile yürürlüğe girmesine ilişkin 4 Ocak 2019 tarihinde yaptığı basın açıklamasında;

”Ülkemizin toprakları önemli ölçüde deprem tehlikesi altında bulunmaktadır. Bu nedenle, sağlıklı ve güvenli yapıların üretilmesi gerekiyor. Başta deprem olmak üzere diğer doğal olayların afete dönüşmesini önlemek için etkin bir yapı denetim sisteminin kurulup işletilmesi kaçınılmazdır. Açıkçası yapı üretim sürecinin her evresinin bağımsız bir şekilde denetlenmesi zorunludur. Altını çizmek gerekir ki, denetimi yapan kişi veya kuruluşun bağımsız olmasının yanında, mesleki bir yetkinliğin, etik ve ahlaki bir anlayışında olması gerekiyor.

Yapı denetim sisteminde yapılan yeni düzenlemelerle; 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle yapı denetiminde “e-dağıtım” sistemine geçilmiştir. Ayrıca hangi yapıda, hangi yapı denetim kuruluşunun görev alacağı elektronik ortamda bakanlık tarafından belirlenecektir. Böylece yapı denetim kuruluşunun müteahhit ile olan ilişkisinin kesilmesi amaçlanmıştır.” denildi.

Ancak yeni düzenlemeyle beraber Mimar ve Mühendislerin haricinde Teknik öğretmen,Teknisyen ve Teknikerlere de kontrollük görevi verilmiştir. Bu görevin veriliş amacını anlayamamakla beraber katılmadığımı da belirtmek istiyorum.Ön lisans eğitimi alan ve aldıkları eğitim itibariyle ara eleman olarak tanımlanan kişilerin şantiye şefi ve denetim elemanı olarak yetkilendirilmeleri benim açımdan kaygı vericidir.

Denetim yetkisi sınırları, inşaat alanı itibarı ile aşağıdaki tabloda belirtilmiştir:

 

İnşaat mühendisi ve mimar 30.000 m²
Makine mühendisi 60.000 m²
Elektrik mühendisi 120.000 m²
Teknik Öğretmen (İnşaat, Makine, Elektrik) 13.500 m2
Tekniker (İnşaat, Makine, Elektrik, Yapı Denetimi) 8.500 m2
Teknisyen (İnşaat, Makine, Elektrik) 3.500 m2

 

Savaş Sayın

İnş. Müh./ANKARA